1000 ₺ ve üzeri alışverişler ücretsiz olarak adresine teslim edilmektedir.

Latte’den Dönüşüme

Yüzyıllar geçtikçe artan tüketim miktarının gerisinde bıraktığı bir başka sorun daha var: artan atık üretimi. Aslında doğru kullanımlar, derin hayal gücü ve mümkün fırsatlar bir araya geldiğinde geri dönüşüm mümkün!

Gününüzü güzelleştiren bir bardak lattenin ardından kalan kahve posasının geri dönüştürülebildiğini biliyor muydunuz? Dünyamızın önde gelen sektörlerinden tüketim sektöründe üç büyük içeceğinden biri olan kahve, 16. Yüzyılda Avrupa’da popüler hale gelmiştir. Günümüze kadar gelen gelişimi ve artan tüketimi ile beraber kahve endüstrisinin atık üretimi de artmaktadır. Günümüzde atık kullanım alanları olsa da kahve atıklarının geliştirilebilir ve geri kazanılabilir bir yapısı vardır. İşte kahve çekirdeklerinin muhteşem formu…

Kahve çekirdeklerinin temeline indiğimizde bir ağacın dallarında sallanan meyvelerin içindeki çekirdekler olduğunu söyleyebiliriz. Bu sert çekirdekli meyvelerin dışında yumuşak etli bir kısmı vardır. Daha yaygın isimle kahve kirazlarının etli kısmından tohuma kadar 3 katmandan oluşur. Bunlar; epikarp, mezokarp ve endokarptır. Kahve çekirdeğinin (tohum kısmı) farklı işlenme yöntemleriyle bu katmanlar da ilgilidir. Kahve çekirdeğini kaplayan kabuğun (endokarp) altında da yine 3 katman bulunur. Bu katmanlar spermoderm, endosperm ve embriyodur. Spermoderm tohumun etrafını saran ince bir kaplamadır ve genellikle kavrum sırasında çıkarılır. Endosperm ise kahve çekirdeğinin büyümesini sağlayan karbonhidrat kaynağıdır ve aynı zamanda besin ve mineralleri içerir.

Genel olarak baktığımızda bir kahve çekirdeği su, amino asitler, şekerler, karbonhidratlar, lif, proteinler, organik bileşikler, mineraller, lipitler, kafein ve bir demlemenin acılığından sorumlu bir alkaloid olan trigonelinden oluşur. İçtiğimizde verdiği hisler kadar enfes bir yapı. Çözünmüş bir kahvenin ardında kalan posada (telve) yine lif, aminoasitler, polifenoller, doymuş yağ asitleri bileşenleri bulunmaktadır. Yağ asitlerinin biyoenerji olarak kullanım alanları yaygın hale gelmektedir. Atık olan posalardan kahve kütükleri elde edilmesiyle (kahve kütükleri üretimi (Bio-Bean)) posaların çöp olarak atılmasına oranla yaklaşık %80 oranında daha az emisyon ortaya çıktığı gözlemlenmiştir. Ortaya çıkan bu yağlar biyoyakıt olarak ulaşım alanında da kullanılmaya başlanmıştır. En yaygın kullanım alanlarından biri olan gübre amaçlı yöntemde ise toprakta böceklenmeyi engellediği tespit edilmiştir. Kahve deyip geçmeyelim, uygun maddeler ile kullanıldığında sera gazı hapsetme özelliği ile iklim değişikliği ile mücadeleye de destek veriyorlar!

Aslında “derin bir hayal gücü” derken biraz da tasarım odaklı düşünmekten bahsetmiştim. Posaların geri dönüşümünde en çok zorlanılan fakat gelişmelerin yaşanmaya başlandığı bir konu haline gelmekte. Kahve karbon liflerinin geliştirilmesi ile tekstil alanında kullanımı artmakta ve avantajları dikkat çekici bir hale gelmektedir. Yani içtiğimiz lattelerin ardında kalan atıkların bir tişört olarak hayatımızda yer alması mümkün.
Hayatımızda yaşadığımız keyifli anların iz bırakması kalıcı birer anı haline geliyor. Üretimden tüketime ve ardından dönüşüme kadar tüm süreçleri düşündüğümüzde tüm ana hâkim olmak ve sürecin bir parçası haline gelmenin bizi anda daha canlı kılacağına inanıyorum. Bilinçli tüketici olmak bu olsa gerek!

   Melike Aydın
Eskişehir, Upper Barista

Paylaş:

Diğer Yazılar